• alevsasirt

Fasya Sağlığı


artist: Brynja Magnusson

Fasya’nın önemi çok yakın tarihe kadar günümüzdeki kadar bilinmiyordu. Yapılan çalışmalara bakıldığında bu önem her geçen gün artmaya devam ediyor. Eski bilgilere göre fasya, sadece dokuları sarmakla ve korumakla görevli bir organ değil. Buna ek olarak, en zengin duyu organımızdır. Kaslardan bağımsız olarak kasılma yeteneğine sahiptir. Bilinçli bir komutumuz olmadan dışarıdan veya içeriden gelen strese karşı tepki verir. Fasyal ağ, hareket evrimine yönelik ayrılmaz bir parçadır. Bedenin her yerinde yer alması ve birbiriyle bağlantılı olmasıyla fasyanın herhangi bir yerinde oluşacak bir işlev bozukluğu, bedenin başka bir yerine beklediğimizden daha fazla etki veriyor olabilir. Bu nedenle fasya sağlığı sandığımızdan çok daha önemlidir.


Fasya’daki herhangi bir işlev bozukluğu çok farklı faktörlerden dolayı ortaya çıkabilir. En önde gelen neden tabi ki hareketsizliktir. Bedenin her bölgesinin sistemsel olarak hareket ettirilmesi, bütünsel olarak fasya ağına etki eder. Bedeni çok az kullanmanın fasyada soruna yol açması normaldir, ancak bedeni çok fazla kullanmak da fasyanın durumunu bozar ve dejenere eder. Dokuların susuz bırakılması, sudan zengin fasya yapısını bozar. Gerektiği kadar su bulamayan bağ dokular zaman geçtikçe bozulmaya başlar. Yediğimiz yemek, diyetimizdeki değişimler, ve aldığımız kimyasallar (örn: ilaçlar) da fasya sağlığında çok etkilidir. Genel olarak, yaşam tarzımız ve onda olan değişimler direk olarak fasyal dokularımızın işlevini değiştirir.


Bunların yanında, fasya işlevinde rol oynayan bazı faktörlere müdahale edemeyiz. Örneğin hormonel değişimler, özellikle kadınlarda hamilelik veya mensturasyon döneminde olmak gibi faktörler de fasya yapısına etki eder. Tabi ki elimizde olmayan rahatsızlıklar, yaralanmalar ve olmamız gereken ameliyatlar da fasyanın yapısını tamamen değiştirir. Bir yerde yara oluştuktan sonra beden o bölgeyi tamir ederken, yeni oluşan doku (skar dokusu) eskisinden çok daha sıkı, güçlü bir yapıdadır. Bu da bedenin o bölgeden başlayarak tamamen değişebilmesi anlamını taşır. Son olarak da yaşlanma etkisiyle fasya değişime uğrar. Fasya daha az kolajen ve elastin üretmeye başlayarak gergin ve elastik yapısından uzaklaşmaya başlar.


Bu sorunların sonucunda fasyada oluşan bozuklukların halleri şöyledir:


- Katılık (konsantre doku) – mobiliteyi engeller.

- Gevşeklik – organ sarkması meydana gelir.

- Fasiit (enflamasyon) – oluştuğu bölgede şiddetli ağrılar oluşabilir.

- Fibröz (kalınlaşma ve skar doku oluşması)

- Yapışmalar (kayganlaşmanın azalması)

- Yoğunlaşma (fazla kullanım sonrası fasya yoğunluğunun artması)


İşlevsel bozuklukların bazıları ciddi derecede ilerlemiş olabilirken, bazıları kendimize öz bakım yaparak önüne geçebileceğimiz derecededir. Doktor gözetiminde verilmiş tedavilerin yanısıra fasya ile 4 farklı çeşit çalışma yaparak sağlığımızı korumaya ve fasyanın işlevlerinin ömrünü uzatmayı destekleyebiliriz.


1) Vektörel hareketler – Bedenin farklı bölgelerinde çalışmalar yapmak fasya sağlığı için faydalıdır. Sadece tek bir bölge çalışmak veya hep aynı tip sporlar yapmak fasyaya zararlıdır. Farklı ağırlıklar kaldırmak, farklı kas grupları çalışmak ve farklı sporlar yapmak beden sağlığı için gereklidir.

2) Uzatma – Uzamayı uzun, yavaş ve sürekli esnemelerle sağlamamız gereklidir. Örneğin, yin yoga ve taichi kasları uzun sürede yavaşça esnetir. Pasif germe fasyal dokulara en faydalı germe biçimidir.

3) Hidrasyon – Fasya dokularına hareket, masaj veya yuvarlama gibi metotlarla suyun ulaşmasını sağlayarak sağlığını korumasına destek oluruz. Bu gibi aktivitelerden sonra su içmemeyi unutmamak gerekir. Tabi hareketsiz bir bedende çok fazla su içmek fasyaya herhangi bir fayda sağlamaz.

4) Zıplamak (elastisite) – Hızlı ve dinamik hareketler de fasya sağlığı için gereklidir. Yang yoga, trampolin, koşma, box jump ve kettlebell yardımı ile hareketler fasyanın elastisitesini korumasına karşı faydalıdır. Hiçbirini yapamıyorsak bile günde 10-15 dakika zıplayabiliriz.



Aslında bu 4 yöntemin hepsini Yoga pratiğimizde uygulayabiliriz. Asanaların amacı bedende hedeflediğimiz bölgelerde yer alan dokulara bir ‘stres’ uygulamaktır, yani o dokuları çalıştırmaktır. Tüm pozlar, bu stresi germe, kasılma veya baskılayarak ortaya çıkarır. Bilimsel açıdan baktığımızda bu stres fasyanın matriks yapısının içindeki su formunu değiştirir. Bu form değiştikçe de hücrelerin içindeki besin maddeleri toksik maddelerle yer değiştirir. Kısa vadede toksinlerden arınmak ve hücrelerin yeni ve gerekli maddelerle sağlığını koruması uyguladığımız bu stres sayesinde olur. Uzun vadede ise bu form değiştirme için gerekli kolajen, elastin ve hiyalüronik asit üretimi ile fasya canlılığını koruyarak bedenin hareket açıklığını artırır.


Yang Yoga veya yaptığımız tüm hızlı sporların ve hareketlerin yanında Yin Yoga’nın gerekliliği aslında bu stresin uygulanma şekliyle ilgilidir. Yin Yoga uygularken pozlarda uzun süreli kalarak dokulara pasif bir germe uygulamak çok daha derin dokularda ve fasyal yapılarda bedenin sağlığının korunmasına etki eder. Aslında Yin Yoga iğnesiz bir akupunktur gibi işleyerek bedende tıkanmış ve sıkışıklık yaratan dokuları fiziksel ve enerjetik olarak iyileştirir.






Kaynakça:

Jo Phee, Yin Yoga Teacher Training; Myofascial Release

www.runnersworld.com

www.myofascialrelease.com/

www.physio-pedia.com



106 views0 comments

Recent Posts

See All