• alevsasirt

Meridyenler


Image by allisonscalera

Çin Tıbbı veya herhangi bir eski Çin öğretisinde, mevcut olan her şeyde var olan yaşam enerjisi Çi’nin aktığı kanallara verilen isim ‘meridyen’dir. Meridyenler gözle görülür kanallar değildir, daha çok bu enerjinin bedene yayıldığı, nehirlere benzer bir yapıda olan görünmez kanallardır. Hint felsefesinde benzer yapılara ‘Nadi’ adı verilmiştir.


Meridyenler bedenin her dokusundan geçer, organlar ve kemikleri çevreleyerek bedende bir network yaratır. Modern Meridyen Teorisi’ne (Dr. Motoyama ve öğrencisi Paul Grilley) göre meridyen hatları hyalüronik asit ve sudan zengin yapılardır ve bu enerji kanalları bedenin yine sudan zengin yapıları olan bağ dokuların, yani fasyanın içinden geçer. Bu bağ doku canlı bir matris yapısıdır ve her dokuya, hücreye ve organa yaşamı sağlayan enerjiyi ulaştırır. Bedendeki her organ, kas ve kemik, yani her doku bu süngere benzer yapıda olan bağ dokudan oluşur.


Canlı bir bedende bu hatlardan akan enerjinin rahat akışı veya tıkanıklığı gözlemlenebilir. Enerjinin zayıf ve az olduğu yerlerdeki Çi durgundur. Bedendeki meridyenlerde tıkanıklık istemeyen bir şey olacağı gibi, çok fazla akan Çi de istenilmeyen bir şeydir. Çin Tıbbında bu tarz dengesizliklerin eninde sonunda hastalıklara yol açtığı söylenir. Çi’nin dengede olabilmesi ve meridyenlerden sağlıklı akabilmesi için dokularda sağlam bir güce ve yumuşak bir mobiliteye ihtiyaç vardır. Fiziksel bedenin yanı sıra astral (duygular) ve nedensel (zihin) beden üzerinde yapılan çalışmalar da Çi akışını dengeler.


Meridyen odaklı çalışan bir yoga hocası olan Sarah Powers, Çi’nin dengeli bir şekilde taşınmasını sağlayan tüm eski öğretilerin (yoga, tai chi, qigong, mantra, meditasyon vb.) 4 yönü olduğundan bahseder.


Birinci şifa yöntemi meridyenler boyunca tıkanıklık oluşmuş belirli bölgelere iğne batırmak veya baskı uygulamaktır. Bu hepimizin en azından kulaktan duyarak aşina olduğu akupunktur veya aküpresür sistemlerinin temelini oluşturur. Bu sistem günlük yoga pratiğine eşlik ederek birçok hastalığın tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olabilir. Diğer 3 yöntem ise yoga öğretisinin adımlarını içermektedir.


Enerjiyi artırmak ve yeniden canlandırmak için uygulayabileceğimiz ikinci yöntem, bedenin tüm dokularını baskılamak ve germek üzerine yapacağımız hareketleri içerir. Bu şekilde hareket etmek, enerjiyi artırmanın yanında tüm dokulardaki kan akışında artışa ve dokuların güçlenmesi, akışkanlığının artmasına yardımcı olur. Yaptığımız tüm egzersizler ve yoga türleri buna yardımcı olur, ancak eski öğretilerin zihni eğitmeye olan katkısı 3. ve 4. yöntemde karşımıza çıkar.


Çi’yi artırmanın üçüncü yolu nefesi uzun alabilmek ve derinleştirmekten geçer. Yogiler pranayama adını verdikleri nefesi kontrol ederek yaptıkları uygulamalarla zihni sakinleştirme yollarını buldular. Bunun yanında Çi’yi uyarmanın en etkili, direkt ama bir o kadar da zor olan son yolu zihni odaklamaktır. Zihni hareketlerimize veya bulunduğumuz hale odaklamak Çi’yi yumuşak, akışkan bir hale getirir. Bu da meditasyon pratiğinden veya o halde yapılan uygulamalardan geçer. Yogiler çok uzun zaman önce dikkat nereye giderse Prana’nın (Çi) oraya gittiğinden bahsetmişlerdir. Zihni çok dağınık olan birinin enerjinin de çok dağınık veya tıkanık olduğunu gözlemleriz, ancak zihni odaklı birinin çok daha az Çi düzensizliği yaşadığını görürürüz.



Çi nedir yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.

Çakralar yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.







15 views0 comments

Recent Posts

See All